CFCU Akademi
Blog entry by CFCU Akademi
"Jean Monnet Burs Programı: Avrupa'ya Açılan Kapı" başlıklı ilk yazımızda, başvuru süreci ve adayların sınava nasıl hazırlanabileceğine dair önemli ipuçları paylaşmıştık. Şimdi ise, aynı heyecanla, bursiyerlerimizin Avrupa’daki akademik ve kültürel yolculuklarından süzülen gerçek deneyimleri sizlerle buluşturuyoruz. Dileğimiz, adaylara ilham vermek, merak edilen sorulara gerçek deneyimler üzerinden ışık tutmak ve bu yolculuğun çok boyutlu etkisini görünür kılmak. Ayrıca, artık Jean Monnet (JM) Bursu kapsamında olmasa da geçmiş yıllarda Birleşik Krallık’ta eğitim almış bursiyerlerin paylaşımlarına da yer veriyor; bu içeriklerin, farklı burs ve programlarla Birleşik Krallık’a gitmeyi planlayan adaylar için yol gösterici olmasını amaçlıyoruz.

Önemli! Bursiyer deneyimlerine geçmeden önce, tüm bursiyerlerin özellikle dikkat edilmesini önerdiği “28 gün” kuralını hatırlatmakta fayda var. Bu kurala göre, ev sahibi AB üye ülkesinden her bir ayrılışta seyahat günleri dâhil olmak üzere en fazla 28 gün ayrılmak mümkün. Ayrıca bu ayrılıkların toplam süresi, program süresinin %30’unu aşamıyor. Bu nedenle seyahat planlarını yaparken bu kuralın mutlaka göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor.
Farklı bir ülkede yaşamak, sadece yeni bir yer keşfetmek değil; aynı zamanda kendini keşfetmek, sınırlarını zorlamak ve dünyaya yeni bir pencereden bakmak demek. Şimdi hazırsanız, farklı ülkelerde eğitim alan bursiyerlerimizin bu yolculukta neler yaşadığına birlikte göz atalım.

Global Development
Queen Mary University of London (QMUL), London, UK
JM bursunun beni sosyal, kültürel, akademik ve manevi açıdan zenginleştirdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kazanımlarımdan hareketle bursiyer adaylarına, öncelikle kendilerine güvenmelerini tavsiye ederim. Başlangıçta her şey karmaşık gelebilir; yeni bir ülke, yeni bir okul, yeni bir sistem... Ancak zamanla her şey yerine oturuyor. İlk adım olarak bir program oluşturup günlerini planlamak, hem okul hem de sosyal hayat arasında denge kurmalarına yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, okullarındaki veya gidilen ülkedeki akademik yarışmaları takip etmelerini öneririm. Örneğin, QMUL bünyesinde verilen Walter Oldershaw Ödülü’nü kazanmam hem maddi olarak hem de zihinsel olarak bana büyük bir güç verdi. Her ülkede benzer ödüller ve yarışmalar bulunuyor. Bunları araştırmak ve başvurmak, kendilerine çok şey katacaktır.Söz konusu Londra olunca günlük yaşamda bütçeyi doğru yönetmek kaçınılmaz hale geliyor. Ben, “Too Good To Go” adlı uygulamayı kullanarak hem israfı önledim hem de sürdürülebilirliğe katkı sağladım. Bu uygulama yalnızca İngiltere’de değil, Avrupa genelinde yaygın. Uygulama ile o gün satılamayan yiyecek ve içecekleri, aynı gün işletmenin belirlediği saatlerde %70-80 indirimle alabilirsiniz. Üstelik satın aldığınız paketin içeriği her zaman sürpriz! Bir diğer önerim, konser ve etkinlik biletleriyle ilgili. Avrupa’da kültürel etkinlik biletleri, Türkiye’ye kıyasla oldukça pahalı. Ancak, doğru “trick”lerle dünya çapında performanslara daha az ödeyerek tanık olabilirsiniz. Örneğin, Royal Opera House’ta her Cuma günü öğlen saat 1’de indirimli "rush tickets" lar satışa çıkarılıyor. Bu uygulama, tutarı en az 100 GBP olan biletleri 8 GBP’a satın alabilme fırsatı sunuyor. Son olarak, JM Burs Programı, size zamanı istediğiniz gibi şekillendirebilme fırsatı sunuyor. Bu zamanı bilimle, sanatla, sosyal ağlarla ve merakın tetiklediği keşifle doldurmak, bu deneyimin en değerli kısmı.
Urban Environment, Sustainability and Climate Change
Erasmus University Rotterdam, Netherlands
Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının ardından JM bursiyerlerinin en çok tercih ettiği ülkelerden biri Hollanda oldu. Kanalları, her mevsim yeşil kalan doğası ve renkli mimarisiyle ülke, adeta bir kartpostalı andırıyor. Bu atmosferde öğrenci olmak keyifli olsa da, burada yaşamanın sabır isteyen yönleri de var.Bunların başında ev bulma sorunu geliyor. Bir evi görmek için aynı anda onlarca kişiyle birlikte “viewing”e çağrılmanız çok olağan. Ben Rotterdam’da ev bulabilmek için yaklaşık iki ay uğraştım ve yüzlerce başvuru yaptım. Beğendiğim bir evi neden kiralamak istediğime dair bir niyet mektubu hazırlayıp benden istenen kira bedelinin %20 fazlasını teklif ettikten sonra başımı sokabileceğim küçük bir evim oldu. Bir diğer zorlayıcı başlık ise aile birleşimi vizesi. Hollanda Göçmenlik Ofisi (IND), başvuruları çoğu zaman yasal sürenin sonuna kadar bekletebiliyor. Bu nedenle süreci erkenden planlamak büyük önem taşıyor.
Hollanda’da hava çok hızlı değişebiliyor; güneşli başlayan bir gün birkaç dakika içinde sağanağa çevirebiliyor. Düz coğrafya rüzgârı artırdığı için şemsiye çoğu zaman işe yaramıyor. Dolayısıyla giderken şemsiye değil dayanıklı bir yağmurluk veya mont götürmenizi öneririm. Unutursanız da dert değil, hemen hemen her Hollanda şehrinde bulunan outlet mağazalarından güvenilir sağlamlıkta bir montu nispeten uygun fiyatlara bulmak mümkün. Hollanda’da her ne kadar toplu taşıma imkanları gelişmiş olsa da maalesef öğrenci dostu bir ulaşımdan bahsetmek güç. Bu noktada, aylık aboneliklerle bazı küçük indirimlerden faydalanabilirsiniz. Rotterdam’da yaşayanlar için önemli bir ipucu da RotterdamPASS. Tek seferlik düşük bir ücretle müze gezileri, vapur turları, hayvanat bahçesi ve birçok indirimden bir yıl boyunca yararlanmak mümkün. Başvuruda düzenli geliriniz olmadığını ve JM bursiyeri olduğunuzu belgelemek yeterli.
Management with Human Resources
Bournemouth University, UK
JM Bursu, akademik gelişimimin yanı sıra profesyonel kariyerime de önemli katkılar sağladı. Uluslararası bir ortamda eğitim almak, farklı kültürleri tanımak ve İngilizce akademik yazım becerilerimi geliştirmek, iş hayatımda bana önemli avantajlar sundu. İnsan kaynakları yönetimi alanında edindiğim bilgi ve deneyimler, kamu sektöründe çalışmama rağmen özel sektör dinamiklerini daha iyi anlamamı sağladı.Yaşam maliyetleri ve konaklama ile ilgili tecrübelerimden de bahsetmek isterim. İngiltere’de yaşam maliyetlerinin yüksek olduğunu öngörüyordum; ancak özellikle konaklama sürecinin bu kadar zorlayıcı olacağını tahmin etmemiştim. Ev bulmak ve kiralamak sanıldığından daha karmaşık ilerleyebiliyor. Bazı ev sahipleri bir yıllık kirayı peşin isteyebiliyor veya İngiliz vatandaşı bir garantör talep edebiliyor. Bu nedenle Rightmove ve Zoopla gibi platformlardan erken araştırma yapmak ve üniversitelerin sunduğu konaklama seçeneklerini değerlendirmek büyük önem taşıyor.
Öğrencilik döneminde tasarruf etmenin birçok yolu var. Örneğin, Unidays ve Student Beans gibi öğrenci indirim platformlarına kayıt olarak birçok mağaza ve hizmetten (Boots, National Express vb.) indirimli yararlanabilirsiniz. Ayrıca süpermarketlerin (ASDA, Tesco, M&S vb.) veya kahve zincirlerinin (Costa, Pret A Manger vb.) sunduğu meal deal menüleri ve öğrenci kampanyaları ile öğünlerinizi daha ekonomik hale getirebilir ve bütçenizi daha verimli kullanabilirsiniz.
Jean Monnet Bursu’nu hedefleyen adaylara en önemli tavsiyem, süreci erken planlamaları ve her adımı titizlikle takip etmeleri. Üniversite seçimi, vize, konaklama ve bütçe yönetimine ne kadar hazırlıklı girilirse, burs süreci de o kadar verimli geçiyor. Bu bursun yalnızca akademik değil, kültürel ve profesyonel açıdan da güçlü bir kazanım sunduğunu unutmamak gerekiyor.
Strategic Innovation Management
University of Sussex, Brighton, UK
JM akademik yönünün yanısıra, ilham verici tecrübeleri de kapsayan bir öğrenme serüveni… Ben bu deneyimi esas anlamlı kılan kazanımın, göçün yol açtığı yaşama dair yoğun örtük bilgi edinme hali olduğunu değerlendiriyorum. Doğası gereği zihinleri konfor alanından çıkararak yeni inşalara zemin hazırlayan göçün hazırlık ve sonrasındaki adaptasyon evresinin iyi yönetilmesi gerekiyor. Bu süreci şekillendiren en önemli faktörlerden biri gidilecek ülke ve/veya şehir seçimine dikkat etmek.Ülkenin kültürel birikimini her yönüyle yansıtan, sürekli yaşayan, yüksek sosyal etkileşime sahip kozmopolit şehirler, zengin ve çeşitli bir sosyal deneyim sunacaktır. Taşra seçimi otantik bir kültürel çevre sunacak olsa da kısıtlı yaşam tarzı ve düşük sosyal etkileşim riski kişiyi yaşayarak elde edilen tecrübelerden mahrum bırakabilir.
Artık burs kapsamında olmayan İngiltere’de öğrenim görmüş bir bursiyer olarak kültürel turizm kapsamındaki planlamalarınızda İngiltere’ye geniş bir yer ayırmanızı, İngiltere vizenizi vakit kaybetmeden almanızı ve Avrupa içindeki son derece ekonomik ulaşım sayesinde İngiltere’nin zengin içerikli ücretsiz kamu müzelerini vakit buldukça gezmenizi kuvvetle önerdiğimi paylaşmak isterim.
Bu değerli fırsatın ülkemiz açısından kayıp değil insan kaynakları gelişiminin bir vesilesi olmasını gönülden diler ve “taş yerinde ağırdır” diyerek sözlerimi sonlandırmak isterim.
Yolunuz açık olsun…
MS ENViM – Specialized Master in International Environmental Management
MINES Paris – PSL (École nationale supérieure des mines de Paris), Paris, France
Herkesin Fransa’sı başka… Bu cümleyi, Türkiye’de aynı üniversiteden mezun olduğum ve Fransa’da uzun süredir yaşayan mezunların oluşturduğu bir grupta beklentilerin çatıştığı bir konuşmayı sonlandırırken kullanmıştı bir katılımcı. Özellikle Paris, başkent olmasının yanı sıra yoğun turist ilgisi nedeniyle yüksek yaşam maliyeti ve konut sıkıntısıyla öne çıkıyor. Turistik deneyimlerle öğrenci bütçesi ve ihtiyaçları arasında ciddi farklar var. Ulaşım ağı güçlü olduğu için şehir merkezinin biraz dışındaki semtler daha sürdürülebilir bir seçenek olabilir.Paris’te parklar, kent bahçeleri ve semt kütüphaneleri gündelik yaşamın önemli bir parçası. Açık alanlarda vakit geçirmek hem şehri daha yakından tanımayı sağlıyor hem de dile maruz kalarak Fransızca anlama ve dinleme becerilerini geliştiriyor. Kütüphaneler ücretsiz, herkese açık ve sık sık konuşma kulüplerine ev sahipliği yapıyor.
Teknik ama önemli bir not: Okuldan kabul almış olsanız bile vize öncesinde Campus France sistemi üzerinden dosya oluşturmanız ve onu onaylatmanız gerekiyor. Fransa’da eğitim ile ilgili temel bilgileri de bulabileceğiniz Campus France kataloğunda pek çok program için eğitim dili İngilizce olarak belirtilmiş. Ancak yaşadığınız bölge, sizinle birlikte programa kayıt yaptıran diğer öğrencilerin çoğunluğunun Fransız olması veya Fransızca konuşulan ülkelerden gelmiş olması gibi unsurlar grup dinamiklerini etkiliyor. Diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak günlük hayat, resmi işlemler ve grup çalışmaları çoğu zaman başlangıç düzeyinin de üzerinde Fransızca okumayı, anlamayı ve konuşmayı gerektiriyor. Karşılaşacağınız insanların da sizden beklentisi bu yönde oluyor. Pek çok okul katılımı isteğe bağlı olan Fransızca dersleri de ekliyor; ama kalabalık sınıflarda sıfırdan başlamak ve gelişme kaydetmek maalesef pek de kolay olmayabilir. Dolayısıyla böyle bir tercihte bulunurken bu duruma da hazırlıklı olmakta fayda var.
Project Management
University of Sussex, Brighton, UK
İngiltere’de geçirdiğim süre boyunca en çok dikkatimi çeken şey, insanların sporu ve açık havayı günlük yaşamlarının doğal bir parçası haline getirmiş olmasıydı. Günün her saatinde koşan birine rastlamak mümkün; Brighton gibi sahil şehirlerinde sahil yürüyüşleri vazgeçilmez. Yağmur ve rüzgâra rağmen kitesurf, yelken ve dalga sörfü yapanları görmek ise oldukça sıradan. Londra, parkları ve ücretsiz müzeleriyle adeta yaşayan bir açık hava müzesi… British Museum ve Natural History Museum gibi mekânlar, teknolojiyi etkili kullanarak ziyaretçiye güçlü bir deneyim sunuyor ve müzecilik adına önemli bir örnek oluşturuyor.Akademik tarafta ise üniversitelerin öğrenci deneyimine verdiği önem hemen fark ediliyor. Dersler neredeyse hiç aksatılmıyor; notlar, duyurular ve kayıtlar düzenli olarak dijital portallara yükleniyor. Hocalar ulaşılabilir, destekleyici ve tartışmaya açık. Farklı ülkelerden öğrencilerle yapılan seminer çalışmaları hem öğrenmeyi derinleştiriyor hem de kültürel etkileşimi güçlendiriyor. Kütüphaneler ise gün boyu canlı ve üretken bir atmosfer sunuyor.
Son olarak Brighton’da bir otobüste gördüğüm “Sorry, I’m not in service” ifadesi beni gülümsetmişti. Küçük ama zarif böylesi detaylar, kamusal yaşam kalitesinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.
Bu yazının, bursiyer adaylarına akademik ve kültürel açıdan küçük bir rehber olması dileğiyle…